Şarkı Söyleyen Dağ ve Küçük Nefeslerin Hikâyesi

Gümüş Vadisi ve Suskun Dev

Bir varmış, bir yokmuş. Çok eski zamanlarda, yeşil çam ormanlarının gölgesinde şirin bir vadi varmış. Bu vadinin ucunda gökyüzüne dokunan kocaman bir dağ yükselirmiş. Herkes ona Şarkı Söyleyen Dağ dermiş. Rüzgâr estiği zaman dağın içindeki küçük mağaralar flüt gibi ötermiş. Kayaların arasından geçen hava, vadiye en güzel ninnileri fısıldarmış. Dağ sanki neşeyle mırıldanır, köydeki herkesi huzurla uyuturmuş.

Vadi köyünde yaşayan Mavi adında çok meraklı bir çocuk varmış. Mavi, doğadaki tüm sesleri çok severmiş. Odun kırılırken çıkan tıkırtıyı bile bir ritim sanırmış. Kaşığını tabağına vurur, kendi kendine küçük şarkılar uydururmuş. Bir sabah uyandığında vadiyi çok sessiz bulmuş. Kuşlar uçuyor, dere akıyormuş ama havada bir eksiklik varmış. Şarkı Söyleyen Dağ’dan gelen o yumuşak mırıltı tamamen kesilmiş.

Mavi penceresini açıp dışarıya uzun uzun bakmış. Dağın tepesindeki bulutlar bile sanki biraz şaşkınmış. Acaba dağ bugün neden sustu? diye kendi kendine düşünmüş. İçini bir merak kaplamış. Hemen yerinden fırlayıp en yakın arkadaşı Pırıl’ın yanına gitmiş. Pırıl, cebinde her zaman gümüş bir düdük taşırmış. Sevindiği zaman bu düdüğü neşeyle çalarmış. İki arkadaş, dağın neden sustuğunu anlamak için yola çıkmaya karar vermişler.


Ormandaki Bilge Dost ve Gizemli Yolculuk

Yola çıkmadan önce köyün fırıncısı Kıtır Usta onlara sıcak çörekler vermiş. Yol boyunca acıkmamaları için çantalarını güzelce doldurmuş. Ormana girdiklerinde etrafı taze reçine kokusu sarmış. Ağaçların yaprakları hafifçe hışırdıyormuş ama dağdan ses gelmiyormuş. Bir süre yürüdükten sonra yosunlu bir taşın üstünde dinlenen kaplumbağayı görmüşler. Bu, vadinin en yaşlı ve en bilge kaplumbağası olan Tonton’muş.

Tonton, ağır adımlarla ilerlerken çocukları görünce durmuş. Mavi ona dağın neden sustuğunu sormuş. Yaşlı kaplumbağa, gözlerini hafifçe kısarak çocuklara bakmış. Yaşlı meşe ağacı derin bir nefes alır gibi hışırdadı ve sanki Tonton’un sözlerini onayladı. Tonton, “Dağlar da bazen yorulur çocuklar,” demiş. “Eğer kalbi yorgunsa sesi çıkmaz. Onun nefesini dinlemeniz gerekir. Nefesi tıkanırsa şarkısı da biter.”

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Gümüş Orman'da Yağmurun Şarkısı

Mavi bu sözler üzerine biraz durup düşünmüş. Fiziksel olarak bir şeyi duymak yetmezmiş. Bazen sessizliği bile anlamak gerekirmiş. Dağın sessizliğindeki o derin mesajı hissetmeye çalışmış. Belki de sadece yardım bekliyordur diye içinden geçirmiş. Pırıl ile birlikte dağın eteklerine doğru yürümeye devam etmişler. Yol boyunca rüzgârın sesini değil, dağın içindeki sessiz bekleyişi dinlemişler. Her adımda dağın kalbine biraz daha yaklaşmışlar.


Mağaranın Sırrı ve Küçük Ellerin Gücü

Dağın eteklerine vardıklarında küçük bir mağara ağzı görmüşler. Burası normalde en güzel ıslıkların geldiği yermiş. Şimdi ise sadece boğuk bir uğultu varmış. Sanki dağın boğazına bir şey düğümlenmiş gibiymiş. Pırıl cebindeki düdüğünü çıkarıp mağaraya doğru üflemiş. Ses içeri girmiş ama geri dönmemiş. Mağaranın girişi kuru dallar ve rüzgârın getirdiği eski bez parçalarıyla tamamen kapanmış.

Mavi ve Pırıl hemen işe koyulmuşlar. Dağın nefes almasını engelleyen bu yığını temizlemeye başlamışlar. Dalları tek tek kenara çekmişler. Kurumuş yaprakları elleriyle süpürmüşler. Küçük elleriyle büyük bir özenle çalışmışlar. Sonunda mağaranın ağzı tamamen açılmış. Tam o anda içeriden serin ve taze bir rüzgâr dışarı fırlamış. Bu rüzgâr Mavi’nin saçlarını uçurmuş, Pırıl’ın yanaklarını neşeyle gıdıklamış.

Mağaranın içinden gelen o serin nefes, bir anda incecik bir melodiye dönüşmüş. Dağ sanki uykudan uyanmış gibi derin bir “oh” çekmiş. Kayaların arasından gelen ses, rüzgârın kanatlarında yükselmeye başlamış. Mavi, kulağını kayaya yaslamış ve beklenen o mucizeyi duymuş. Dağ, ona teşekkür eder gibi yumuşacık mırıldanıyormuş. Küçük bir temizliğin, koskoca bir devin sesini nasıl geri getirdiğine her iki arkadaş da çok şaşırmış.


Neşenin Şarkısı ve Ortak Dilek

Dağın sesi vadiye yayıldıkça tüm doğa canlanmış. Çiçekler başlarını yukarı kaldırmış, dere daha neşeyle akmaya başlamış. Mavi ve Pırıl, köye doğru koşarken içlerindeki sevinç dev gibiymiş. Köy meydanına vardıklarında herkesin yüzünde bir gülümseme varmış. İki arkadaş, köylülere el ele tutuşmalarını söylemişler. Herkes bir halka oluşturmuş ve en güzel dileklerini gökyüzüne doğru fısıldamış.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Tarçın Renkli Ayıcık Mırmık ve Yıldız Dikişi Krallığı

O günden sonra Şarkı Söyleyen Dağ hiç susmamış. Mavi, bir şeyin sesini duymak için sadece kulakların yetmediğini anlamış. Önemli olan, sevgiyle ve dikkatle bakabilmekmiş. Küçük yardımların, dünyadaki en büyük melodileri başlatabileceğini artık biliyormuş. Vadideki her çocuk, rüzgâr estiğinde dağa bir selam vermiş. Dağ da onlara her sabah en taze şarkılarını hediye etmeye devam etmiş.

Bazen küçük bir dokunuş, koca dünyayı neşeyle dolduran bir şarkıya dönüşür. Gönülden dinleyince sessizliğin içindeki o güzel sesi herkes bulur. Şimdi vadi uykuda, dağ ise yıldızların altında şarkısını söyler. İyi uykular olsun tüm çocuklara, rüzgârın şarkısı hep kalbinizde çınlar.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu